Ilk büyük aşkının kendine yakışır büyüklükteki terkediliş acısını atlattıktan sonra kendinde geriye kalanıyla hayatına devam ederken -şanslı insanlardan biri olarak- ikinci bir aşka ve bunu muteakip yine görkemli bir terkedilişe maruz kalmıştı. O günleri nasıl zordu, nasıl yaralanmıştı. Çoğumuzun bildiği o “ne uyumak, ne de yaşamak istememek” zamanlarından bahsetme gereği duymuyorum. Bahsedeceğim şey; onun egosunun nasıl yaralandığı ve savunma mekanizmalarının alarma geçmiş bir şekilde var gücüyle devreye girişi, adeta Freud’un egosal tespitlerine yenilerini ekleyebilecek kadar çok malzeme verecek derecede sağlıksız bir ruh haline bürünmesi..
Bunların hiç birini -yaptığım ufak tefek araştırmaları saymazsak- bilimsel verilere dayanarak yazmayı düşünmüyorum. Her yazımı kendi yaşanmışlıklarıma dayanarak yazacağım.
ÇÜNKÜ ÖYLE benim köşem ve ben kendi algılarımla acı çeken arkadaşımdaki kişisel gözlemlerimi yazmak istiyorum. Sanıyorum sizlerin de yabancı olmadığı bir konu olmalı egosu yaralanmış kadın davranışları.
Başlarda ondaki değişimi çok farkedememiştim ama neden bu şekilde davrandığını anladığımda onun adına derin bir üzüntü duydum. Onun artık aşk acısı çekmediğini biliyordum ama iki büyük terkedilişin ardından egosundaki büyük hasarın boyutunu anladığımda ne kadar yaralandığını iyice anlamış oldum. Artık o, herşeyi kendi istediği, canının acımayacağı ama OLDUKÇA çarpık bir şekilde algılar olmuştu. Belki zaten önceden de buna musaitti içsel düzeni ve bunlar tuz biber oldu. Bunu bilmiyorum. Dediğim gibi bilimsel konuşabilecek birikime sahip değilim. Ancak özellikle kadın psikolojisini yaşamış ve sindirmiş bir kadından daha iyi kim anlayabilir ki.
Ona dair örnek mi istersiniz? Buyrun başlayalım:
1. Ondan hoşlanmadığını bildiğimiz ortak bir erkek arkadaşımızın , kendisinden çok hoşlandığına dair kendini inandırmış durumda, onun kız arkadaşından yeni ayrıldığımış olması gerçeğile tekrar birine bağlanmaktan deli gibi korktuğu için kendisinden uzaklaşmaya calıştığını zannediyor. ( Ben sevilmeyecek bir insan değilim, her erkek benden hoslanir, gidenler de zaten aptaldı, kesin başka bi sebep vardır ! )
2. Sohbet ederken araya girip geçen gün bir çocuğun kendine dizdiği övgü dolu sözlerden bahsedip, konuyla hiç bir alakası olmadığını fark edince komik olma olasılığına sahip farklı olalara ve konulara bağlamaya calışıyor. (Terkedilmiş olabilirim ama ben hala güzelim tamam mı ! )
3. Facebook’ta “lütfen artık arkadaşlık teklifi yollamayın, tanımadıklarımı kabul etmiyorum” tadında status ler yazmalar. (Sadece tek bir fotoğrafımla bile bana yoğun ilgi gösteriliyor ! )
4. Hayatım da tanıdığım en kompleksiz insanin , kendisine yönelik aslında tamamen yapıcı olan eleştirisini haftalarca aklında tutup, bir gün bana “beni kıskanıyor olabilir mi” diye sorması bana gore zirveydi!
Örnekler uzaaarrr gider, siz de biliyorsunuzdur, görmüşsünüzdür, yok hiç olmadı yaşamışsınızdır.
Kişinin illa büyük bir yıkım yaşamasına gerek kalmaksızın, kompleks ve güçsüzlükten doğan savunma mekanizmalarıyla donanmasını da ( ki hepimizde belli olçüde zaten var) bir diğer arkadaşım bana ispat etmistir var olan tüm kalkanlarıyla diken üstünde bir yaşam sürerken. Kırılmaktan öyle korkar olunur, öyle öz güven eksikliği vardır ve öyle güçsüzdür ki, kendine dair algı çarpıklığının açık ara önde finalisti olmaya hak kazanır.
Çok tatlı ve iyidir ama böyledir işte. Bunlar beni uzaklaştırmaz arkadaşlığımızdan, neyi neden yaptığını bildikten sonra bu yüzeysellikten derine inme savaşımını kazanıyorsam – ki genelde işler bende böyle yürüyor neyse ki- benim için halen aynı guzelliktedir bu insanlar.
İşi zora koşan konu ise bu insanlara farkındalıklarını arttırmak adına yapılacak konuşmaların da yanlış anlaşılabilecek olma ihtimalidir. Nerden başlayabilirsin ki tüm bu çarpıklıkları kırmadan anlatmaya? Belki ‘ Sen de onu kıskanıyorsundur ‘ da ondan bunları ona söylüyorsundur ha ? Olur olur… Bunu düşünmez mi, düşünür… Çünkü bunu anlamak, kabul etmek, kendisiyle yüzleşmek demektir, derinine inmek demektir. Kendisiyle yanlız kalmaktan, kendi içini görmekten korkan bir insana nasıl yardım edilebilir ?
Ben ufak ufak en uygun zamanları kollayarak başlıyorum işe. Fakat işlerin hiç kolay ilerlemediği de bir gerçek. Ama unutmamak gerekir her güzel şey zaman ve emek ister.
Sizin de benzer hikayeleriniz varsa lütfen fikir sormak adına veya sadece paylaşmak adına bana yazmaktan çekinmeyin. Yazmak için orum kısmını kullanabilirsiniz. Kişisel email atmak isteyenler iletişim sayfasından bana email atabilirler.
Hakkımızda hayırlısı
Ruh Kardesiniz